Uygulanan Yöntemler

Obezite Cerrahisinde Uygulanan Yöntemler
a) Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi): Bütün obezite ve metabolik cerrahi yöntemler gibi sleeve gastrektomi ameliyatı da, tamamen laparoskopik dediğimiz kapalı yöntem ile uygulanmaktadır. Midenin % 75 nin dikey olarak çıkarılarak midenin bir muz veya tüp şekline dönüştürülmesidir.

Laparoskopik yöntemde karında açılan bir santimden küçük delikler ile bütün ameliyat gerçekleştirilir. Bunun için özel aletler kullanılır. Midenin istenilen kısmının kesilmesi ve dikilmesi işlemi bu iş için özel olarak tasarlanmış ve sadece sizin ameliyatınız da kullanılarak atılan özel cihazlar ile gerçekleştirilir.

Sleeve Gastrektominin Avantajları
Mide hacmi küçülür ama mide fonksiyonlarını normal olarak yapmaya devam eder. Belli bir süre sonra herşey yenebilir ancak küçük porsiyonlarda tüketilebilinir. Mideden açlık hormonu (Ghrelin) salgılanan bölge çıkartılır. Açlık hormonunun azalması kilo kaybının korunmasında en önemli faktördür. Tokluk hissinin uzun sürmesinden de ghrelin düzeyinin düşürülmesi sorumludur. Pilor kası korunduğu ve aktif olarak çalıştığı için Dumping Sendromu engellenir. Dumping Sendromu daha çok gastrik bypass ameliyatlarından sonra görülür. Aşırı yoğun gıdalar alındığında bulantı, kusma, çarpıntı ile bayılma ataklarının olduğu bir tablodur. Sleeve gastrektomide görülmez. İnce barsak bypass’ ı yapılmadığı için dumping sendromu, bağırsak tıkanıklıkları, ağır ülserler, anemi (kansızlık), kemik erimesi (osteoporoz) ve beslenme bozuklukları ile ishaller sleeve gastrektomi ameliyatından sonra görülmez. Aşırı şişman (BMI>50 kg/m2 olan super obez) hastalarda ilk basamak tedavi seçeneğidir.

Hastalar sleeve gastrektomi ile ciddi zayıflama gösterdikleri zaman yaklaşık 6-12 ay sonra tamamlayıcı esas duodenal switch ameliyatları yapılır. Birçok hastaya ikinci bir ameliyat yapılmasına hemen gerek olmamaktadır. Süper obezite sınırının altındaki daha düşük vücut kitle indeksli hastalarda (BMI 30-50 kg/m2) ana tedavi seçeneği olarak en çok tercih edilmeye başlanan ameliyattır. Gastrik Bypass ameliyatlarının getireceği yükümlülüklerden çekinen hastalarda ilk tercihtir. Mide bandıyla karın içinde yabancı bir cisim bırakılması ve buna ait sorunlardan çekinen hastalarda, mide bandından daha etkili bir tedavi metodudur. Laparoskopik olarak hızlı ve kolay uygulanabilmesi ile aşırı obezitesi nedeniyle ağır kalp ve akciğer sorunları yaşayan hastalarda, kısa ameliyat süresi ve hızlı iyileşme sağlar.

b) Mide Katlama Ameliyatı (Gastrik Plikasyon): Mide katlama, yani Gastrik Plikasyon midenin bıçak değmeden uzunlamasına daraltılması prensibine dayanan bir ameliyattır. Herhangi bir yabancı cismin kullanılmaması, ince bağırsak emiliminin bozulmaması, organ çıkarılma işleminin olmaması ve stapler kullanılmamasına bağlı maliyetlerin daha düşük olması bu uygulamanın temel avantajlarıdır. Tüp mide ameliyatında olduğu üzere mekanik kısıtlama temelli bir ameliyattır ve hacim kısıtlaması üzerinden işlev görür. Tüp mide işleminden farklı olarak “Ghrelin” adı verilen ve açlık hissimizi tetikleyen hormon seviyeleri üzerinde herhangi bir azalmaya neden olmaz. Etkinliği tüp mide ameliyatlarından daha düşük olduğunu ifade eden yayınlar mevcut.“Geri çevrilebilir” bir ameliyat olarak lanse edilse de geri döndürme işlemi sıkıntılı ve zor bir uygulamaya dönüşebilir.

c) Mide Bandı (Gastrik Bant): Mide bandı uygulaması 1986 yılında Amerikalı cerrah Dr. Kuzmak tarafından açık cerrahi girişim ile yapılmıştır. Bu girişimin amacı yemek borusunun hemen altına takılan bir silikon band yardımıyla küçük bir mide poşu oluşturulması ve böylece hastanın yeme kapasitesinin azaltılmasıdır.

Mide kelepçesi ile ilgili riskler şunlardır;
Gastrik bant olduğu yerden aşağı ve yukarı kayabilir. Gastrit veya mide ülseri gelişebilir. Gastrik bant mide duvarını aşındırabilir (bu olursa, bandın çıkarılması gerekir). Port infeksiyonu gelişebilir. Antibiyotik tedavisine cevap vermez ise çıkarılması gerekebilir. Doktorunuz bandı şişirmek için porta giriş yapamayabilir. Bu sorunu çözmek için küçük bir ameliyat gerekir. Portun kablosu ve diyaframa girişim sırasında delinebilir. Bu durumda portun değişmesi gerekir. Mide bandı fazla şiştiğinde kusma olabilir.

d) İntragastrik Balon Uygulaması: İntragastrik balon, halk arasındaki adıyla mide balonu obezite tedavisine uygulanan etkili yöntemlerdendir. Balon mideye sönük bir biçimde yerleştirilmek için tasarlanmıştır, daha sonra yapay bir bezoar yerini alması için serum fizyolojik ile doldurulur ve büyütülür. Balon doldukça yuvarlak bir şekle dönüşür. Kendisi kapanabilen bir kapak dışarıdan yerleştirilen kateterin kolayca ayrılmasına izin verir. Balon mide içinde serbestçe hareket edecek şekilde tasarlanmıştır. Tasarımı, yerleştirme sırasında 500-700 ml hacme ayarlanmasına izin verir. Ortalama olarak 20-25 Kg. kaybı sağlayabilmektedir. Ancak balon tedavisi kalıcı değildir. Endoskopik olarak yerleştirilir, endoskopik olarak çıkarılır. Endoskopik olarak mide içine yerleştirilen balon, 500-700 ml serum fizyolojik ile doldurulur. Takılan balona göre takıldıktan 6-12 ay sonra çıkarılması gerekir. Uygulanacak hastaların iyi beklenti içinde olan uyumlu kimseler olması, tedavinin başarılı olması bakımından önemli bir koşuldur. Bir kısım hasta diyet alışkanlığı değişmediği için balon çıkarıldıktan sonra verdiği kiloları geri alabilmektedir.

İntragastrik Balon Kime Uygulanır?
Şişmanlığın geçici tedavisinde kullanılır. Şişmanlığa bağlı başka hastalıkların risklerini (Tip II diyabet-damar hastalıkları-eklem hastalıkları-vb.) önemli ölçüde azaltmada hastaya maksimum fayda sağlar. Herhangi bir nedenle ameliyat olacak obez hastaların ameliyat öncesi zayıflatılması ile cerrahi risklerin azaltılmasına yardımcı olur. Çıkarıldıktan sonra da modifiye diyet programı ile şişman kişinin kilo kaybının devamını sağlamaya yardımcı olur.

e) Mini Gastrik Bypass: Mini gastrik bypass, hem mide hacmini azaltarak kısıtlayıcı etki yapan, hem de alınan besinlerin emilimini azaltan bir ameliyattır. Tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığı gibi obeziteye bağlı metabolik hastalıkların tedavisinde de çok etkilidir. Bu yöntem obezitenin tedavisi amaçlanan bir gastrik bypass operasyon çeşididir. Operasyondan sonra yeterli bir şekilde kilo kaybı yaşanır. Ayrıca metabolik hastalıklardan olan tip 2 diyabet (şeker hastalığı), kolesterol yüksekliği ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar yaşayan kişiler için de uygulanabilen bir gastrik bypass ameliyatı çeşididir.

f) R-Y Gastrik Bypass: Mini Gastrik Bypass’ dan farkı, safra reflüsünü engelleyen bir safra saptırıcı bağlantı taşımasıdır. İlk olarak midede küçük bir poş (cep) yaratılır. Mide yemek borusuna yakın olarak, yaklaşık 30-50 ml. kalacak kadar ikiye ayrılır. Cebin hacmi, tüm mide hacminin %5 i kadardır. Bu hacim kişinin daha az gıda alımını sağlamak içindir. Midenin geriye kalan % 95’ lik bölümünden artık gıda geçmeyecektir. İkinci aşamada, ince bağırsak belirlenen mesafeden ikiye ayrılır. Aşağıdaki bağırsak ucu yukarıya, yani mide cebine doğru çıkarılır ve mide cebi ile birleştirilir. Üçüncü aşamada, ince bağırsağın üst ucu, mide ile birleştirilmiş ince bağırsağın alt ucuna yaklaşık 100 cm. mesafede birleştirilir. Böylece gıdalar, midenin önemli bir bölümüne ve ince bağırsağın yaklaşık 100 cm.’ lik bölümüne uğramadan doğrudan geçtikleri ve geri kalan bağırsakta sindirilecekleri için bu işleme mide bypass’ı denilmektedir. Başka bir deyişle gıdaların sindirimi için kısa yol oluşturulmaktadır. Küçülen mide ile alınan gıda miktarı, Bypass ile de gıdaların emilimi azaltılmış olmaktadır.

Obezite insan vücudunda yağ miktarının gereğinden fazla artmasıdır ve sonuç olarak sıklıkla sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur.